H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



MAGAZİN

HABER

SİNAMA

OTOMOBİL

TATİL

TEKNOLOJİ

SPOR



KADIN

MÜZİK

SAĞLIK

MODA

DİN

VİDEO

ÇOCUK



« Önceki | Sonraki »

14/7/2007

Beslenmenizi test edin!

.Beslenme konusunda dikkatli mi yoksa ihmalkar mısınız? Bilgili ve ilgili biri misiniz? Test edin öğrenin.

Sağlık problemlerinin pek çoğu sağlıksız beslenme alışkanlıklarınızdan kaynaklanır. Aşağıdaki testi dikkatle uygulayıp sağlıksız beslenip beslenmediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Bu test ile alacağınız puan size yol gösterici olabilir. Toplam puanınız 40 ve altında ise hemen bir diyetisyen randevusu planlayın!

1- Günde kaç öğün yiyorsunuz?

İki: 1 puan
Üç: 3 puan
Daha fazla: 5 puan

2- Kahvaltıda ne yersiniz?

Yulaf ezmesi, sosis, yumurta: 3 puan
Tereyağı veya kahvaltılık margarin sürülmüş buğday ekmeği: 5 puan
Kahvaltı yapmıyorum: 1 puan

3- Ana yemeğiniz hangisidir?

Balık, hindi ya da tavuk, şinitzel (sığır, dana eti): 4 puan
Patates, sebze, mısır, salata: 5 puan
Sakatat, kızarmış et, sucuk, salam, sosis: 0 puan

4- Ana yemeğinizde en fazla porsiyonu hangisi alıyor?

Et veya balık: 1 puan
İştah açıcılar (Patates, pirinç, sebze, salata): 5 puan
Dengeli bir biçimde ikisinin karışımı: 3 puan

5- Yemeklerinizde hangi çeşit yağ kullanıyorsunuz?

Margarin, tereyağı: 1 puan
Ayçiçek yağı, mısırözü yağı: 3 puan
Zeytinyağı: 5 puan


6- Hangi sıklıkta balık yiyorsunuz?

Yılda iki: 1 puan
Ayda iki: 3 puan
Haftada iki: 5 puan

7- Hangi sıklıkla taze meyve yiyorsunuz?

Günde bir: 3 puan
Günde birkaç kere: 5 puan
Her gün değil: 1 puan

8- Günde ne kadar sıvı alıyorsunuz?

Üç bardak: 1 puan
6 bardak: 3 puan
Daha fazla: 5 puan

9- Susadığınızda hangi içecekleri tercih ediyorsunuz?

Meyve suyu, limonata: 3 puan
Çay, su, konsantre meyve suyu: 5 puan
Kahve, bira, kola: 1 puan

10- Hangi sıklıkta yemeğinize tuz ekersiniz?

Seyrek: 4 puan
Sıklıkla: 1 puan
Hiç: 4 puan

11- Sigara içiyor musunuz?

Hayır: 5 puan
Evet günde 5 taneden fazla değil: 3 puan
Evet, günde 5 taneden fazla: 1 puan

12- Hangi sıklıkla egzersiz ya da spor yapıyorsunuz?

Düzenli (Haftada en az iki): 5 puan
Düzenli değil ama merdiven çıkma, yürüyüş: 3 puan
Çok nadir: 1 puan

13- Hangi sıklıkta alkollü içecek alıyorsunuz?

Her gün: 1 puan
Haftada 3-5 kez: 3 puan
Özel durumlar hariç, asla: 5 puan

14- Genellikle nasıl yemek yersiniz?

Koşuşturma içinde: 1 puan
Vakit ayırarak: 6 puan
TV seyrederek: 1 puan

15- Ne zaman yemek yersiniz?

Arkadaşlarımla birlikte (aç olmasam bile): 1 puan
Sadece aç olduğumda öğün saatlerinde: 5 puan
TV seyrederken, okurken ve kızgın olduğumda: 0 puan

Değerlendirme:

* 65-80 puan: Tebrikler. Ne yediğinizin farkındasınız. Damar sertliği, kalp rahatsızlıkları ve diyabet için uygun bir diyet, pozitif etkide bulunabilir. Böyle devam edin ve sağlıklı diyetlere açık olun.

* 40-65 puan: Beslenmeniz hayatınızın önemli bir bölümü. Gelişmesi sizin elinizde. Daha fazla meyve, sebze ve buğday ürünleri yemeye çalışın. Yağ konusundaki seçimleriniz kolesterol seviyenizi yükseltecektir. Ana yemeğe gelince, et yerine sebzeyi tercih edin.

* 40'tan az: Beslenmenizi gerçekten hiç düşünmüyorsunuz. Bir sürü durum yanlış beslenmeden kaynaklanır. Fakat şu anda harekete geçebilirsiniz. Yeme alışkanlıklarınızı, bu kitapta tavsiye edilenlere göre değiştirin.

 

12/7/2007

Deprem Sırasında Alınacak Önlemler

,

Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılar deprem denir.


 

30 Ocak 2007 Salı


I. Bina İçerisinde

1- Kesinlikle panik yapmamalıyız. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durmalıyız. Varsa sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelmeli veya uzanmalıyız. Başımızı iki elimizin arasında alarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korumalıyız. Sarsıntı geçene dek beklemeliyiz.

2- Tekerlekli sandalyede isek tekerlekleri kilitleyerek başımızı ve boynumuzu korumaya almalıyız.

3- Mutfak, imalathane, laboratuar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazları kapatmalıyız. Dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşmalıyız. Birinci maddede belirtildiği şekilde kendimizi korumalıyız.

4- Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatmalıyız. Soba ve ısıtıcıları söndürmeliyiz. Diğer güvenlik önlemlerini almalıyız ve daha önceden hazırlanmış acil durum çantası ile gerekli olan eşya ve malzemeyi yanımıza alarak derhal binayı daha önce tespit ettiğimiz yoldan terk edip toplanma bölgesine gitmeliyiz.

5- Merdiven, balkon, koridor ve geniş sahanlı yerlerden, kolonlardan ve pencerelerden uzaklaşmalıyız.

6- Okulda isek sınıfta kalarak sağlamsa sıra altlarına ya da sıra yanına birinci maddede belirtildiği şekilde başımızı korumalıyız.

7- Kesinlikle asansör kullanmamalıyız. Asansörde isek kat çıkış düğmesine basarak asansörü terk etmeliyiz.

II. Bina Dışında

1- Enerji hatlarından, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşmalıyız. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olmalıyız.

2- Deniz kıyısından uzaklaşmalıyız.

3- Toprak kayması, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunmamalıyız. Böyle bir ortamda isek en seri şekilde güvenli bir ortama geçmeliyiz.

4- Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olmalıyız.

5- Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olmalıyız.

III. Araç Kullanırken

1- Bulunduğumuz yer güvenli ise durmalı ve araç içinde kalmalıyız. Araç karayolunda seyir halinde ise; yolu kapatmadan sağa yanaşıp durmalıyız. Kontak anahtarını yerinde bırakıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde beklemeliyiz. Ancak sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gitmeliyiz.

2- Normal trafikten, ağaçlardan, direklerden ve enerji nakil hatlarından mümkün olduğu kadar uzaklaşmalıyız.3- Araç meskun mahallerde ise ya da güvenli bir yerde değilse; aracı durdurmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılarak aracı terk etmeli ve açık alanlara gitmeliyiz.

IV. Metroda veya Diğer Toplu Taşıma Araçlarında

1- Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inmemeliyiz. Elektriğe kapılabilir veya diğer bir tren çarpabilir.

2- Trenin içinde, sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunmalıyız.

3- Metro veya tren personeli tarafından verilen talimatları izlemeliyiz

Not: Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nün sitesinden faydalanılmıştır

12/7/2007

Her 3 kanserden 2'si önlenebilir!

.

Kanserden korunma hedefleri arasında tütün kullanımının engellenmesi, beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması gibi faktörler yer alıyor.


 

26 Haziran 2007 Salı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Bülent Karabulut, tüm kanserlerin yaklaşık üçte ikisinin potansiyel olarak önlenebilir nitelikte olduğunu belirterek, “Kanser nedenlerine bakıldığında ilk sırada tütün gelmektedir. Diğerleri ise diyet-obezite, çevresel etkenler, aile hikayesi, alkol, radyasyon, güneş ışığı olarak sıralanabilir” dedi.

Kadın ve erkeklerde görülme sıklığına göre bakıldığında erkeklerde birinci sırada prostat kanserinin, ikinci sırada akciğer, üçüncü sırada kolorektal kanserlerin geldiğini açıklayan Doç.Dr. Karabulut, “Kadınlarda ise meme, akciğer ve kolorektal kanserler ilk üç sırada yer almaktadır. Kansere bağlı ölümler yetişkin yaş grubunda erkeklerde kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci sırada yer almaktadır” diye konuştu.

Kanserden korunma hedefleri arasında ilk sıralarda tütün kullanımının engellenmesi, diyet ve beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması, fiziksel aktivitenin sağlanması, alkol alımının azaltılması, ultraviyole ışınlarından korunma gibi faktörlerin yer aldığını belirten Doç. Dr. Karabulut, “Meyve ve sebzelerin fazla alınmasıyla akciğer kanseri görülme olasılığı arasında ters ilişki vardır. Yüksek yağ ve kolesterol içerikli diyetin akciğer kanseri olasılığını arttırdığı düşünülmektedir. Aşırı alkol alımı baş boyun kanseri riskini arttırmaktadır. Tuzlanarak saklanan sebzeler, yüksek ısıda pişirilen yiyecekler ve küflü yiyecekler kanser riskini arttırmaktadır. Yüksek ısıda, direk alevler üzerinde, ızgarada ya da dumanda pişirilen yiyeceklerde oluşan maddeler de mide kanseri riskini yükseltmektedir. C ve E vitaminleri ile diğer antioksidanlar mide kanserine karşı koruyucu rol almaktadır” dedi.

Tüm dünyada yaklaşık 1 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı kansere yakalandığının tahmin edildiğini açıklayan Doç. Dr. Karabulut, “Yapılan çalışmalar 1 milyar kişinin sigara, 600 milyon kişinin ise tütün çiğneme alışkanlığının olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

12/7/2007

Zeki bebek için iyi beslenin

.

Beyin ve retina gelişimi için gerekli olan Omega 3'ün anne sütündeki miktarının artması için anneler, beslenmelerine özen göstermeliler.


 

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Celal Bayar Üniversitesi Aksihar Meslek Yüksekokulu tarafından gerçekleştirilen, 'İzmir ve Manisa'da 2 ayrı yerleşim yerinde anne sütünde yağ asitlerinin dağılımı’ konulu araştırma, annelerin sütlerinin omega 3 yağ asidi yönünden de iyi durumda olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırmanın İzmir ve Manisa'da iki ayrı yerleşim yerinde 92 anne-bebek çifti üzerinde gerçekleştirildiğini kaydeden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadık Akşit, “Anne sütü bebek için en uygun besin olup, anne sütündeki yağlar temel enerji ve vitamin kaynağıdır. Ayrıca Omega 3 yönünden de çok zengindir. Omega 3 beyin ve retina gelişiminde gereklidir” dedi.

Çalışmanın anne sütündeki yağ asitlerinin dağılımını ve bunu etkileyen faktörleri saptamak amacıyla gerçekleştirildiğini kayeden Prof. Dr. Akşit, “Araştırma grubunu oluşturan anneler 20-40 yaş arasında olup, çoğul doğum yapmamış ve kronik hastalığı olmayan bireylerdir. Bebekler ise zamanında doğmuş, sadece anne sütü ile beslenen, 60-90 günlük bebekler arasından seçilmiştir” diye konuştu.

Araştırma kapsamında antioksidan içeren tüplere 5 ml anne sütü ve yine annelerden 3 ml kan örneğinin alındığını açıklayan Prof. Dr. Akşit, “Yapılan çalışmada annelerin beslenme alışkanlıkları gözönüne alındığında annelerin haftada 2- 4 gün et, haftada 1 ve yine haftada 2- 4 gün balık, hergün en az bir yumurta, hergün birkaç defa süt ve süt ürünleri tükettikleri görülmüştür. Annenin diyetinin anne sütündeki yağ asitlerini olumlu etkilediği görülmektedir” dedi.

Prof. Dr. Akşit, özellikle beyin ve retina gelişimi açısından çok önemli olan omega 3 yağ asitlerinin annelerin sütlerinde oldukça iyi düzeyde olduğunu söyledi.

12/7/2007

Cinsel yaşamdaki tehlikeler!

.

Kadınların cinsel hayatlarında partner sayısının artması, rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığını yükseltiyor.


 

Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülekli, cinsel yaşamda eş sayısının artmasının, sağlık açısından olumsuz etkileri bulunduğunu söyledi. Bu durumun rahim ağzı kanserine yakalanma riskini artırdığının bilinen bir gerçek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gülekli, AIDS, Hepatit B, Hepatit C ve benzeri cinsel temasla bulaşan hastalıkların da partner sayısındaki artışa paralel olarak risk oluşturduğunu anlattı.

Prof. Dr. Gülekli, bu hastalıkların bulaşma tehlikesini ortadan kaldırmak için çiftlerin mutlaka koruyucu önlemlere başvurmaları gerektiğini bildirdi.

Bu arada ABD'de yapılan bir araştırma, 15 yaşındaki gençlerin yüzde 25'ten fazlasının, cinsel ilişki deneyimine sahip olduğunu ortaya koydu.

Birçok lise öğrencisinin, kürtajı yaptırdığı, cinsel temasla bulaşan tehlikeli hastalıkların erişkinlere göre bu kesimde daha fazla yayıldığı bildirildi.

12/7/2007

Kendi doğanda huzur bul

.

Binlerce yıllık bir yaşam sanatı ve öğretisi olan ayurvedayla tanışmaya hazır mısınız?


 

Ayurveda nedir?
Ayurveda bir yaşam sanatıdır. Amaç, kişiyi iyileştirmek yaşam süresini ve kalitesini
yükseltmektir. Bu günlük yaşam sanatı pratik, felsefik ve spiritüel aydınlanmadan gelişmiştir ve kökeni yaradılışı anlamaya dayanır. Mutluluk ve sağlığın da temelinde bulunan, kişinin eşsiz beden tipini, ruhunu, zihnini ve elementlerinin birleşimini anlamamızı sağlar. Dengeli bir vücut, dengeli zihnin göstergesidir ve dengede olduğundan hastalıklara karşı da bağışıklığı vardır.

Beyaz bulutların uçmasına izin verin
Çok stresli olan herkes için en önemlisi, aktivitelerle dolu dönem ile sakin dönem arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Örneğin, dinlendirici bir uykuya daha iyi geçebilmek için küçük bir meditasyon iyi gelir. Zihinsel anlamda düşüncelerinizi
beyaz bulutun üstüne oturtun ve onun uçmasına izin verin. Bu size bazı düşüncelerinizi serbest bırakmanızda yardımcı olur. Bunu her akşam yapın, bu sayede zamanla birlikte iç huzurunuzu daha iyi yakalayabilirsiniz.

Seven eller
Ayurvedada yağ masajlarının adı “abbyanga” yani “seven eller” demektir. Yavaş ve okşayan hareketlerle omuzlarınızı, başınızı, kulaklarınızı ve yüzünüzü şımartarak kendinizi rahatlatın. En son, yağı vücudunuzdan çıkarmak için saçınızı önce şampuanlayın, daha sonra vücudunuzla birlikte durulayın.

Bir ağaç kadar güçlü
Yoga, eski bir ayurveda disiplinidir ve aynı zamanda ayurvedanın kardeş bilimidir. Yogadan bahsedildiğinde, gerinme ve spordan çok daha fazlası kastedilir. Vücudumuzla, nefesimizle ve duygularımızla yaptığımız çalışmalar sayesinde, yoga bizi içimizdeki güce götürür.“Asanas” (çalışmalar) ayurvedapratiğine aittir. Örneğin, “ağaç” sakinleşme ve yenileme etkilerine sahiptir.

12/7/2007

Utangaçların kalbi zayıf

.

Utangaç erkeklerin kalp krizi nedeniyle ölüm riskinin, girişken hemcinslerden yüzde 50 fazla olduğu ortaya çıktı.

 

İngiltere'de yapılan bir araştırma, utangaç erkeklerin kalp krizi nedeniyle ölüm riskinin, girişken hemcinslerden yüzde 50 fazla olduğunu ortaya koydu.

Araştırmada 40 ila 55 yaşlarında olan 2 binden fazla erkeğin 30 yıl boyunca sağlık durumları incelendi. Yapılan anketlerde utangaç olduğu ortaya çıkan erkeklerin yüzde 60'ının bu süre sonunda öldüğü, bu erkeklerin kalp krizi nedeniyle ölüm riskinin yüzde 50 daha fazla olduğu görüldü.

12/7/2007

'Kadınsal' sorulara cevaplar

.

Jinekolojik muayeneler ne sıklıkta yapılmalı?Menopozun belirtileri nelerdir? Uzmanlar yanıtlıyor...


 

11 Temmuz 2007 Çarşamba


Yıllık jinekolojik muayene kontrollerimi ne sıklıkta yaptırmam gerekir?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Habibe Seyisoğlu:

Yılda bir kez smear testi ve jinekolojik muayene, kadınları jinekolojik kanserlerden koruyup, erken tanı sağlayabiliyor. Yapılan tetkikler kadının yaşına göre farklılık göstermektedir. Genç yaş grubundaki üreme çağındaki kadınların cinsel aktivitenin başlangıcından itibaren yılda bir jinekolojik muayene, vajinal smear tetkiki, meme muayenesi, ultrasonografik muayene ile rahim yumurtalık ve rahim içi zarı değerlendirilmesini mutlaka yaptırması gerekiyor.

40 yaş üzeri hastalarda ise bunlara ek olarak mammografi ve gerekirse meme ultrasonografisi, kan biyokimyası (kan lipidleri, açlık kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri), gaitada gizli kan tetkiki yılda bir kontrol ediliyor.

Rutin sağlık taramalarında kadınlardan özgeçmişe ait detaylı sağlık bilgileri alınarak mevcut risk faktörleri belirleniyor. Takiben ultrasonografik değerlendirme eşliğinde jinekolojik muayene yapılıyor ve bu esnada vajinal smear alınıyor.

Gerek üreme çağında ve gerekse menopoz sonrası dönemde kadınlarda en sık yapılan tarama testi vajinal smear tetkikidir. Vajinal smear testi rahim ağzı kanserlerinin erken tanı ve taramasında kullanılan bir testti.

 

Menopozun belirtileri nelerdir? Öncesinde hangi testleri yaptırmalıyım?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Birgül Karakoç ve Dr. Deniz Gökalp:

Menopoz döneminde doğurganlık çağı bitmekte ve overler fonksiyon bakımından saf dışı olmakta, kadın için doğurganlığın ortadan kalktığı yeni bir çağ başlamaktadır. Genelde olayın ortaya çıkmasının nedeninin overin yaşlanması olduğu kabul edilmektedir. Sonuçta kadın östrojen metabolizmasında azalma görüldüğünden, bu sürede görülen belirtilere "östrojen yetersizliği sendromu" da denilmektedir.

Genellikle bu devre 40 ile 60 yaş arasındadır. Menopoza girme yaşı toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. Gelişmiş toplumlarda çeşitli çevresel etkilerin bu yaşı etkilediği kabul edilmektedir. Ülkemizde bu yaş 46,5-47 civarındadır. Kadınların yaşamını 1/4, 1/3'lük kısmı menopozda geçmektedir. Ortalama yaşam süresi tüm dünyada uzamış olduğundan bu dönemde koruyucu hekimliğine çok iş düşmektedir.

Kadınlarda 40 yaştan sonra her 5 yılda bir tam fiziki muayene, yıllık meme ve jinekolojik muayene, pap-smear testi, gerekirse cinsel yolla bulaşan hastalıkların taraması yapılmalıdır.
40'lı yaşlarda bir TSH ölçümü yapılmalı ve 60 yaştan sonra 2 yılda bir tekrarlanmalıdır.

50'li yaşlardan sonra gaitada gizli kan bakılmalıdır.
Yine 40'lı yaşlarda mammografik tetkike başlanması önerilmektedir.

Menopoz tanısı ağırlıklı olarak klinik açıdan konulmaktadır. Menopoza yakın dönemde adet kanamalarının karakteri değişik şekillerde olabilir. Hastanın adeti tamamen kesilebilir. Adet kanamasının hem süresi hem de miktarı kademeli olarak azalabilir ve bu en sık rastlanan tiptir.

Bazı kadınlarda kanama miktarı artar ve düzensiz olabilir. Bu durumda özellikle jinekoloğa başvurulmalıdır.

 

12/7/2007

Alkolün etkisini B vitaminiyle silin!

.

Vücuttaki B vitamini eksikliği kanser riskini de beraberinde getiriyor. Özellikle alkol tüketiminden sonra kaybedilen B vitaminlerini aksatmadan yerine koymak gerekiyor.


 

Kansere karşı adeta koruyucu meleklerimiz gibi görev yapan vitaminlerin en önemlileri arasında yer alan B vitaminleri, vücutta adeta birer savunma silahı gibi çalışıyorlar. Besinlerdeki yüksek B vitaminlerinin vücudun savunma sistemini güçlendirerek tüm hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Beslenme ve diyet uzmanları Aysun - Murat Gökçen, B vitaminin vücutta eksilmesiyle kanser riskini de ciddi biçimde beraberinde getirdiğine işaret ediyor. Gökçen çifti, piyasaya çıkacak yeni kitapları 'Kanseri Beslenerek Yenebilirsiniz'de özellikle B vitaminlerine önemli bir yer ayırıyor.

Aksatmadan tüketin

Yapılan araştırmalarda B kompleksi vitaminlerin fazla alınmalarının kanser oluşumunu önlemediği ancak, yetersizliklerinin kansere yol açabileceğinin bildirildiğini anlatan Gökçen çifti, bu vitaminler hakkında şunları söylüyor:

"B vitaminleri vücutta depolanmaz. Günlük alınır, metabolizma ihtiyacı kadarını kullanır, gerisini dışkıyla atar. Günlük beslenmeyle ihtiyaç karşılanamazsa yetersizlik baş gösterir. B vitaminleri içeren besinlerin her gün aksatmadan tüketilmesi şarttır.

B2 Vitamini yetersizliğinin epidel dokuda harabiyete neden olduğu, bunun da yemek borusu ve mide kanseri riskini arttırdığı düşünülüyor. B6 Vitamin yetersizliğinin ise meme ve karaciğer kanser riskini artırabildiği rapor ediliyor. B1 Vitamini yetersizliğinde de tümör oluşumunun hız kazandığı biliniyor. B12 Vitamini kemoterapi sırasında alınan bazı ilaçlardan etkilenmekte, dolayısıyla yetersizliği görülmektedir. Yetersizliğinin meme kanserini olumsuz yönde etkilediği üzerinde duruluyor."

Akşamcılara duyurulur

Aşırı alkol tüketimi ve 'akşamcılık'ı tüm B vitaminlerinin düşmanı olarak gören Gökçen çifti, "Alkol B vitaminlerini adeta yer bitirir, dolayısıyla da yetersizliklerine neden olur. Alkol tüketiminden sonra kaybedilen B vitaminlerini yerine koyabilmek için mutlaka B vitaminlerinden zengin beslenmek gerekir" diyor. Gökçenler, alkol alanlar için şu uyarılarda bulunuyor:

Meyveyle tüketin

Alkol alımının abartılmadığı ve de akşamcılığa dönüştürülmediği sürece kanser yaptığı söylenemez. Ancak alkolün karaciğere yaptığı tahrip göz önünde tutulup kronik alkoliklerde B kompleks vitaminleri ile demir ve çinko yetersizliği oluştuğu bilinirse, alkolün ne denli zararlı olduğu ortaya çıkar.

Alkolle beraber yeterli miktarda meyve ve sebze tüketilmesi örneğin limon suyu içinde havuç ve salatalık dilimleri ya da taze soyulmuş meyve gibi ince detaylara dikkat edildiğinde ağız - boğaz boşluğu ve bazı sindirim sistemi kanserleri riskini uzaklaştırırsınız.

Özellikle bira içmeyi abartanlarda kalın bağırsak, rektum kanserinin sık görüldüğü bildirilmektedir.

Alkol tüketiminde aşırıya kaçmamanın yanı sıra, alkolü sigara ile birlikte tüketmemeye özen gösterin. Özellikle sigaranın olumsuz etkisi alkolle birleşince daha da artmaktadır. Lütfen bu uyarımızı fazlaca dikkate alın. Sigarayla alkol birlikte asla olmaz, çok fazla kanserojen.

B1 vitamininden zengin besinler:

Bulgur pilavı
Yulaf, çavdar, kepek ekmeği
Tam buğday ekmeği
Bamya
Tarhana çorbası
Yerfıstığı
Dolmalık fıstık

B6 vitamininden zengin besinler:

Acı pul biber
Sivri biber
Kereviz yaprakları
Ceviz
Dereotu
Keten tohumu
Tahin
Tam buğday ekmeği

B2 vitamininden zengin besinler:

Süt dana karaciğer
Süt dana böbrek
Tavuk karaciğeri
Dereotu
Tarhana çorbası
Pul biber

B12 vitamininden zengin besinler:

Sığır eti
Balık eti
Kuzu böbreği, yüreği, karaciğeri
Beyaz peynir
Süt
Yumurta sarısı

Gökçenler'in özel mönüsünden

Barbunya ve ıspanaklı lazanya

MALZEMELER:

2 su bardağı barbunya
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 orta boy ince kıyılmış sarı soğan
4 diş ince kıyılmış sarmısak
4 adet domates
1 çorba kaşığı pekmez
1 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı rezene tohumu
1 tatlı kaşığı kuru fesleğen
1 paket lazanya

SOSU İÇİN:

1 adet ince kıyılmış sarı soğan
2 diş ince kıyılmış sarmısak
1 demet ayıklanmış yıkanmış ıspanak
1 su bardağı soya filizi

HAZIRLANIŞI:

Barbunya, zeytinyağı, soğan, sarmısak, domates, tuz, pekmez ve baharatları bir miktar su ilavesiyle hafif sulu kalacak şekilde pişirin.

Ayrı bir kapta soğan, sarmısak, ıspanak ve soya filizini az miktarda su ilave ederek hafif sulu kalacak şekilde pişirin
Fırın kabınızda lazanyalar arasına bir kat barbunyalı malzeme, bir kat ıspanaklı malzeme gelecek şekilde yerleştirin
En üste lazanya koymayın, alüminyum folyo ile kabınızı kaplayıp önceden ısıttığınız fırında pişirin

12/7/2007

Bu besinler güzelleştiriyor!

.

Çiğ tüketilen besinleri yiyerek güzelleşebilirsiniz. Bu besinler, saçınızı ve cildinizi güçlendirerek, bakım yapar.

• Papaya: İçeriğindeki doğal enzim ve amino asit sayesinde, beyindeki mutluluk hormonunu arttırır.

• Salatalık: Karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı atılmasını sağlar. İçeriğindeki kükürt kanı temizler, ciltteki ter bezlerini çalıştırır, bol vitamin ve madeni madde vererek cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlar.

• Hindistan cevizi: 'Lauric asit' adında, nadir bulunan bir madde içerir. Bu madde, vücudun bulaşıcı hastalıklara ve virüslere karşı direncini arttırır.

• Keten tohumu: Yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asiti, yüksek oranda lifle birlikte bol miktarda potasyum, magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir. Kanserden kabızlığa, öksürük ve ses kısıklığından sedef hastalığına kadar çok geniş bir etki alanı bulunmaktadır.

• Zeytin: Safrayı arttırıp, karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Yaprakları ve kabukları, yüksek tansiyonu ve kandaki şeker miktarını düşürür.

• Roka: Roka yaprakları daha çok sonbahar ve kış aylarında salata olarak kullanılır. İştah açıcı, uyarıcı, kuvvet verici ve öksürük kesici özelliği vardır. Tohumları da aynı etkileri gösterir. Afrodizyak özelliği mevcuttur.

• Turp: Bol C vitamini, iyot ve kükürt içerir. Karaciğeri ve mideyi çalıştırır, böbreklerdeki kum ve taşı döker, cildi güzelleştirir. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte ettiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.


 

Son Yazılarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı